Nereden Çıktı Bu Hızlı Okuma?

İnsanların ihtiyaç duydukları alanlar yeni şeylerin keşfedilmesine yardımcı olmuştur.

Hızlı Okuma Nedir? | Hızlı Okumayı Engelleyen Frenler Nelerdir? | Nereden Çıktı Bu Hızlı Okuma?| Neden Hızlı Okumalıyız?

İnsanların ihtiyaç duydukları alanlar yeni şeylerin keşfedilmesine yardımcı olmuştur. İşte bilgiyi hızlı elde etme ve yorumlama isteği, anlayarak hızlı okuma talebini doğurmuştur. Hızla gelişen dünyada, kıyasıya yarışan insanlar anlayarak hızlı okumanın peşine düşmüştür. İlk kurs ve bilgilerin çoğu umulmadık kaynaktan elde edilen bilgiye dayanmıştı:

2. DÜNYA SAVAŞI.
2. Dünya Savaşı esnasında Alman Hava Kuvvetleri Londra’yı bombalıyordu. İngiltere semalarında savaşan İngiliz ve Alman uçakları birbirlerine karışıyordu. Londra’daki kulelerde bulunan gözcülerin görevi, yaklaşan uçakların üzerindeki işaretlere bakıp bunların dost mu düşman mı olduğunu belirlemek ve bunu çok çabuk yapıp alarm düğmesine basıp halkı uyarmaktı. Böylece halk sığınaklara doğru kaçıyordu. Ancak kuledeki gözcüler çok hızlı olan uçakların işaretlerini tespit etmekte gecikmeye başlayınca halkın üzerine atılan bombalar engellenemiyordu.

Aynı yıllarda Ohio Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Renshaw “Tachistoscope” veya “Visualize” diye adlandırılan bir makine geliştirildi. Saniyenin 1/25, 1/50, 1/100’üne ayarlanabilen bu aletle gözün görme çevikliğini belirgin bir şekilde artırıyordu.

Takistaskopla dost ve düşman uçakların büyük resimlerini birkaç saniye göstererek işe başladılar, sonra süreyi kısaltıp imge ekranı da küçülttüler. Eğitime alınan kişilerin görme hızındaki artış ve hataların azalması sonucunda kargaşada ortadan kalmış oldu. Nöbetçiler artık uçakları zamanında görüp ayırt edebiliyorlardı.

ABD’deki eğitim bilimciler savaşta kullanılan bu teknikleri geliştirerek eğitim alanında da yararlanmayı düşündüler. Gözün çevikliği artırı-lıp daha hızlı kavranması sağlanabildiğine göre aynı şeyler yazılı metinler üzerinde neden yapılmasın ki? İşte bu noktadan hareketle hızlı okuma teknikleri geliştirilmiştir.

Önceleri gözün görme çabukluğunu, çevikliğini ve görme alanını (periferial alan) geliştirme çalışmaları olarak başlayan bu işlem, 1950’li yıllarda insan beyniyle ilgili bir takım bilinmezlerin çözümlenmesiyle eğiticiler tarafından, (Okuma işleminde Göz-Beyin ve ilişkileri üzerinde çalışmaların da yoğunlaşmasıyla) çok Hızlı Okuma teknikleri geliştirilip sistemleştirilerek uygulamaya başlandı. Hızlı okuma tekniklerinin gözü ilgilendiren çalış-maları, daha da eskilere uzanır. XIX. Yüzyılda Sarbonne’da göz hekimliği laboratuarı yönetmeni Emile Javal’ın: “Gözün okuma işlemi sırasında sıçramalarla hareket ettiği ve duraklamalar sırasında gördüğü” konusundaki çalışmalarını biliyoruz.

Çeşitli egzersizlerle eğitilen göz, çok daha çevik hareket etmeyi ve gördüğü kelimeleri daha hızlı alarak beyne yollamayı başarabiliyordu. Bu alandaki bilimsel çalışmalar ilerledikçe gözün saniyenin %1’i hızıyla bir kelimeyi görüp algılayabildiği tespit edilmiştir.

Bütün bu gelişmeler eğitimciler tarafından hızlı okuma tekniklerine transfer edildi. Gözler eğitildikten sonra hem daha hızlı hareket etmeye hem de 2,3 veya 4 kelimeyi birden görmeye başladı.

Her geçen gün çeşitli düzeydeki yöneticiler, okumak zorunda olanlar, zamanını daha etkin kullanmak isteyenler ve sınavlara hazırlananlardan görülen ilgiyle hızlı okuma gittikçe yaygınlaşmaktadır.

Hızlı Okuma Testi!