Hızlı Okumayı Engelleyen Frenler

Hızlı okumanın ilk adımı, okuma yanlışlarını ortadan kaldırmaktır.

Hızlı Okuma Nedir? | Hızlı Okumayı Engelleyen Frenler Nelerdir? | Nereden Çıktı Bu Hızlı Okuma?| Neden Hızlı Okumalıyız?

Hızlı okumayla ilgili teknikleri anlatmadan okuma hızımızı engelleyen frenleri öğrenmemiz öncelikli çalışmalar içerisinde gelmektedir. Hızlı okumanın ilk adımı, okuma yanlışlarını ortadan kaldırmaktır. Bu frenler, okumayla ilgili şu ana kadar yanlış öğrendiğimiz veya okumada belirli bir seviyeye kadar geçerli okuma bilgileridir. Bu alışkanlıklarımızı yeri ve zamanı geldiğinde terk etmeyi veya değiştirmeyi bilmeliyiz.

Bir adam, yağmalanmış bir şehrin ganimetlerinden eşi bulunmaz bir halıyı satmaya çalışıyordu. “Bu halı için kim 100 altın verir?” diye bağırarak tüm kenti dolaştı. Satış tamamlandıktan sonra birisi satıcıya yanaşarak, “Bu paha biçilmez halı için niye daha fazla istemedin?” diye sordu.

Satıcı karşılık verdi: “100’den daha büyük sayı var mı?”Öyküdeki halı satıcısının hatasına kolayca güler geçeriz. Oysa her gün farkına vardıklarımız ve fiillerimizin muhtemel sınırlarına ilişkin kavrayışlarımız konusunda biz de onun gibiyizdir. Bu öykü, hem gündelik yaşamda, hem de bilimsel araştırmada ortak olan bir süreci ifade eder. Kavramlar çoğu kez, anlamanın engelleri olarak karşımıza çıkarlar. 100 sayısının kendinden büyük sayıları gizlediği gibi, yanlış düşüncelerimiz de bir üst düzeydeki olasılıkları engelleyebilirler.

Okuma frenlerini de aynı kategori içerisinde değerlendirebiliriz. Bir takım inançlarımız vardır ki, bizim daha hızlı okumamızı engellemektedir. Bu bölümde bu engelleri kısaca anlatıp, alternatif üst düzey düşünce sistemlerini tanıtacağız.

Şimdi okuma hızımızı yavaşlatan en yaygın frenlerin neler olduğunu sırasıyla ve dikkatle okuyunuz. Daha sonra sunulan egzersizlerde, okuduklarınızı uygulamayla pekiştirebileceksiniz.

a) Hızlı Okursam Anlayamam Inancı
Daha önce de söylediğimiz gibi hızlı okumayla ilgili herhangi bir bilginiz olmadan hızlı okumaya çalıştıysanız bunu başaramamış ve bu durum sizde hızlı okuma konusunda negatif bir kanı oluşturmuş olabilir.

İstanbul’da bir alışveriş merkezinde eşimle geziyoruz. Bir de baktım izlemekten zevk aldığım Formula 1 araçlarından birinin prototipi duruyor. Hemen merakla ve heyecanla oraya gittim. Gerçeğe yakın bir simülasyon hazırlamışlar, merkezde gezen müşterilerden isteyen kullanabiliyordu. Sponsor olan radyo kanalı dereceye girenleri alt seviyelerden başlayarak Formula pilotluğu için eğitime gönderiyordu. Bir bakıma yetenek avcılığı yapıyorlardı.

Ben naçizane o zamana kadar F1 araçlarına göre Hacı Murat’tan daha üst bir araba kullanmamış biri olarak binebilir miyim diye sordum. Tabi dediler. Hemen direksiyonu çıkarttılar, ben dar bir kabinin içerisine bindim ve gaz-fren pedallarını aramaya başladım. Sorumlu arkadaş direksiyonu yerine taktı ve “Beyefendi bu direksiyonun üzerindeki gaz ve fren düğmeleriyle aracı idare edeceksiniz.” dedi. Ben de güldüm.

Karşımda, sağımda ve solumda üç dev ekranda damalı bayrağı görür görmez parmağımla gaza yüklendim. Etraftan müthiş tezahürat geliyor. Tabi bu da oyundan geliyor. Kendimi M. Schumacher zannettim, müthiş bir havaya girdim. Hızlandım, hızlandım, hızlandım hız 220 mili gösteriyor, müthiş bir düzlük var. Ben sürüyorum araba hızlanıyor. Derken önümde aniden beliren bir viraj, ben frene yüklendim (tabi bu da parmağımla oldu) acı bir fren sesi, ortalık toz duman ve duvar! Hain duvar, beni yarıştan etti.

Daha öncesinde böyle bir tecrübeye sahip olmayan bir insanın aşırı hızda yol alması ve duvara toslamasının sonucu: Ben F1 pilotu olamam düşüncesi oluşmuştu. Düzlükte iyi, viraja gelince duvara tosluyor ve bir virajı bile alamıyorsan nasıl F1 pilotu olacaksın.

Bu cümleler bir yerden tanıdık geliyor. Hızlı okumayla ilgili hiçbir çalışması olmayan, hiçbir kursa gitmeyen birinin hızlı okumaya çalışması ve duvara toslaması. Sonuç: Hızlı okursam anlayamıyorum inancı.

Burada özellikle belirtmek istediğim 3 nokta var.

Birincisi: F1 araçlarını o hızda kullanan insanlar dünyada mevcuttur.

Hızlı okuyabilen kişileri görmek istiyorsanız, geçmiş yılların üniversite sınavı birincilerine bakınız.

İkincisi: Kendi okuma serüvenimize bir bakacak olursak; ilkokul 1’den itibaren okuma hızımız en az 3 kat artıyor. Bu sınıfları okutan öğretmenlerimiz birinci sınıfta okuma hızının dakikada 30-40 kelime ile başlayıp 120 kelime civarında olan bir okuma hızından söz ediyorlar. Eğer hızlı okunduğunda anlaşılmasaydı şu anda okuduğumuz yazıların hiçbirini anlamamış olacaktık. Bu konuyla ilgili söylenebilecek diğer bir pratik ise 1. sınıfa yeni başlamış bir öğrencinin okumasını dinlemeniz olacaktır. Böyle bir öğrenci bulun ve size bir parça okumasını isteyin. Yapabiliyorsanız bir dakikada kaç kelime okuduğuna bakın. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Üçüncüsü ise; hızlı okursam anlayamam inancındaki mantık hatası. Bu önermenin tersini beynimiz otomatik olarak kendi vermektedir. Yavaş okursam anlarım. O halde devam edin bu mantık önermesine: Heceleyerek okursam daha iyi anlarım. Bu önerme doğruysa bu paragrafı baştan itibaren heceleyerek tekrar okuyun. Cevabı zaten kendiniz bulacaksınız.

Unutmayalım ki; hızlı okuma zamanla geliştirebileceğimiz bir alışkanlıktır. Ayrıca okuma hızı kişiden kişiye değişir. Bizim tespitlerimize göre Türkiye’de okuma hızı dakikada 90 ile 250 arasında değişmektedir. Dakikada 250 kelime okuyan da okuduğunu çok iyi anlamaktadır. Burada göstereceğimiz teknikleri uygulayarak dakikada 90 kelime okuyan biri okuma hızını % 100 artırarak dakikada 180 kelimeye, hatta daha da fazlasına çıkarabilir. Dakikada 250 kelime okuyabilen bir arkadaşımızın bile bu çalışmadan sonra okuma hızını artırması mümkündür.

Seminerlerimize katılarak hızlı okumayı öğrenip kendine büyük avantaj sağlamış binlerce öğrencimiz ‘’hızlı okursam anlayamam önyargısından’’ kurtulmak için tek başına yeterli bir kanıttır.

b) Okurken Geri Dönüşler Yapmak
Hızlı okumayı engelleyen en önemli sorunlardan biri de geri dönüşler yapmaktır. Uzmanlar okurken geri dönüşler yapmanın okuma hızını % 35 azalttığını söylemektedir.

Temel Karayolları Müdürlüğü’nde işe alınmıştır; görevi ise yollardaki çizgileri çekmektir. Temel’e bir kutu boya ve fırça verilir. Temel çizgileri çekmeye başlar.

Bir gün amiri gelir ve çizelgeye bakar;
59 BİLİNMESİ GEREKENLER
“1. gün 500 metre, 2. gün 300 metre, 3. gün 150 metre, 4. Gün 100 metre..”
“Temel”, der “Her gün gittikçe tembelleşiyorsun galiba?”
Temel cevap verir: “Aksine amirum daha çok çalışayrum lakin gün geçtikçe boya kutusundan daha fazla uzaklaşayrum.”

Aslına bakarsanız bir insanın okurken anlamadığı yeri tekrar okuması kadar doğal bir şey olamaz. Burada problem bunun alışkanlık haline gelmesidir. Bazen de sayfalarca okuruz da okuduğumuzdan hiçbir şey anlamayız. O sırada başka şeyler düşünüyoruzdur çünkü. Bunun nedeni beynimizin çalışma sistemiyle ilgilidir. Beynimiz dakikada 900 ila 1300 kelimelik bir bilgiyi algılayabilecek, anlayıp değerlendirebilecek bir yapıya sahiptir. Eğer dakikada bu rakamdan daha az kelime okuyorsanız, beynimiz bu boşluğu hayal kurarak, başka düşünceler üreterek değerlendirir. Bu yüzden zaman zaman okurken beyniniz farklı şeyler düşünür. Bu da okumanın verimini düşürür. En kötüsü de bunu alışkanlık yapmamızdır. Hızlı okuyanlarda beyin bütün enerjisini okumaya harcadığından baş-ka şeyler düşünmeye fırsat bulamaz ve bu sayede okuma verimi de artar. Bu hususta en etkili tedavi okumalarınız sırasında anlamadığınız yer olursa kesinlikle geri dönmeyin. Bilinçaltınız bundan bir süre sonra o kadar rahatsız olmaya başlar ki, bir süre sonra bu adam okurken geri dönmüyor, bir hakkım var mutlaka anlamalıyım. Şeklinde bir düşünce geliştirir. Bir süre sonrada geri dönüşleri farkına varmadan bırakırsınız.

c) Kelime Kelime Okumak
Anlamayı azaltan, okuma hızımızı düşüren, gözü gereğinden fazla yoran frenlerden biri de kelime kelime okumaktır. Kelime kelime okuduğunuzda göz her kelimede duraklamalar ve kasılmalar yapar; bunun sonucunda da kısa zamanda yorulur. Mesela; Hızlı okumak, okuma alışkanlığı için önemlidir. Böyle bir cümleyi kelime kelime okuyan bir okuyucunun gözü 7 sekme yapar. Hızlı okumak okuma alışkanlığı kazanmak için önemlidir
1 2 3 4 5 6 7
Hızlı okuyan bir okuyucu ise;
Hızlı okumak okuma alışkanlığı kazanmak için önemlidir
1 2 3
Göz blok okuma yapacağı için daha az seker ve yorulmaz.

6021 ADIMDA ETKİN ve HIZLI OKUMA
Büyüklerimiz biz okurken tane tane oku, anlayarak oku telkinleri yaparlardı. Oysa bu son derece yanlış bir anlayıştır. Önemli olan parçayı de-ğil bütünü anlamaya çalışmaktır. Muhteşem bir tarihi yapıyı seyrederken onu bir bütün olarak algıladığımızda ancak ondan keyif alabiliriz. Tek tek onu meydana getiren taşlara bakarak keyif alamayız.

Aslında okumayı fikirler için yaparsanız, bu hatadan kısa sürede kurtulursunuz. Hızlı okuma eğitimi bir anlamda okuma mantığının değişimidir. Bir yazıya bir paragrafa bakarken ondan bir mesaj almak ya da anlatmak istediğini anlamak amacıyla okumalıyız. Kelimeler için okumamalıyız. Kelimeler ikinci derecede önemlidir. Oysa normalde okumalarımızda bir sözcüğü kaçırırım diye ödümüz kopar. Bu tedirginlikle okuruz bu yüzden sık sık geri dönüşler yaparız. Bu bizim hem okumamızı yavaşlatan, hem de konsantrasyonumuzu bozan bir durumdur.

d) Iç Seslendirme Yaparak Okumak
Okuma hızımızı engelleyen frenlerden sonuncusu okuduklarımızı içimizden seslendirmektir. Bu durum kelimeleri birer sembol olarak görememizden kaynaklanmaktadır. İç seslendirme okuma hızımızı oldukça yavaşlatmaktadır. Çünkü çok hızlı konuşan biri olsak bile dakikada 200-250 kelimeden fazlasını seslendiremeyiz. Oysa kelimeleri sembol gibi gördüğümüzde görme hızıyla çok daha fazla kelime okuyabiliriz. İçses birden kaybolmamaktadır. Bunu ba-şarmamız için biraz uğraşmamız gerekecektir. İçsesi engellemek için yapabileceğimiz birkaç uygulama vardır: okurken sakız çiğnemek, dişlerimizin arasına bir kalem sıkıştırmak, enstrümantal müzik eşliğinde okumak gibi...

Ancak bunlar geçici yöntemlerdir. Sadece bu alışkanlığı yok etmek amacıyla bir süreliğine uygulanabilir. Egzersizleri uygulamaya başladığınızda içsesiniz okuma hızınıza yetişmek için kendisini zorlayacak ve bir müddet sonra da size yetişemeyeceği için doğal olarak ortadan kaybolacaktır. Yukarıda belirtilen bütün bu frenler hızlı okumamızı engellemektedir.

61 BİLİNMESİ GEREKENLER
cınız olacaktır. Üç hafta boyunca kitabımızda belirtilen egzersizleri uyguladığınız takdirde bu olumsuz alışkanlıklar ortadan kalkacaktır. Kitabımızda verilen egzersizleri günde 20 dakika uygulamalısınız.

e) Dikkat dağınıklığı
Okurken yazıya yoğunlaşamamak belkide zamanımızın en önemli sı-kıntılarından biridir. Televizyon, cep telefonu, internet gibi bir takım unsurlar bunu daha da tetiklemektedir. Okurken hayallere dalıp gitme ve kendini okuduğu metne verememe durumunda, okumaya geçici olarak ara vermek iyidir. Başlangıçta belirlemenizi istediğimiz okuma amacınızı tekrar gözden geçirip, yüksek sesle tekrar etmek sizi gereksiz düşüncelerden kurtaracaktır. Bir diğer nokta ve belki de en etkili çözüm yollarından biri okumaya yöneltici hedeflerinizi güçlendirmektir. Hedef enerjiyi bir noktaya yöneltir, yoğunlaştırır. Dikkati, farkında bile olmadan artırır. Hedefiniz olabilir ama bunları güçlendirmek, derinlik katmaktan söz ediyorum.

f) Başka Okuma Frenleri
Burada; Hızlı Okursam Anlayamam İnancı, Okurken Geri Dönüşler Yapmak, Kelime Kelime Okumak, İç Seslendirme Yaparak Okumak gibi bir takım temel okuma hatalarının dışında bir takım psikolojik ve fizyolojik etkenleri de sıralayabiliriz.

Kimi okuyucular her kelimeye tek tek baktıklarında daha iyi okuduklarına, tek bir kelimeyi kaçırırlarsa anlamı kaybedeceklerini zannederler. Bu kesinlikle doğru değildir. Birçok kelime, cümleye gramer bağlamında katılır, anlam üzerinde çok etkili değildir. Mesela; “Güzel bilgisayar.” sözü ile “Bu bilgisayar güzeldir.” sözü arasında anlam bakımından fark yoktur. Bir başka deyişle, anlamı yakalamak için her sözcüğü okumanız gerekmez. Aksine, anlamdan çok sözcükler üzerinde tek tek durulacağından, anlamanız güçleşebilir.

6221 ADIMDA ETKİN ve HIZLI OKUMA
maları gerektirir. Bu yüzden, okuma biçiminiz, okuduğunuz metnin türüne, amacına bağlı olarak değişiklik göstermelidir. Bunların içinde etkin okumayla en ters olanı, okuma hakkında gereken her şeyi ilkokulda öğrendiğimiz inancıdır. Oysa okuma, çocukların her dönemde farklı bir bakış açısıyla yaklaştıkları bir etkinliktir. Bu nedenle ilkokulu bitiren her çocuk, rahat bir şekilde okumak için gerekli yeterlili-ğe sahip değildir. Sistematik bir şekilde geliştirilmediğinde ilköğretim, lise, üniversite ve iş hayatında bile aynı problemler sürecektir. Her düzeydeki çoğu kişinin okuma becerilerini geliştirmeye ihtiyaçlarının olduğu bir realitedir. Okuma, hep ileriye giden ve birbiri üstüne eklenen bir süreçtir. Bu yüzden, tüm yaşamımız boyunca sürekli daha iyi okumayı öğreniriz.

Bunların dışında daha başka “Okuma Frenleri” nden de söz edebiliriz. Ama biz bu kadarıyla yetineceğiz. Çünkü insan beyninin olumsuza şartlanma gibi bir özelliği vardır. Daha fazla bu bölümden bahsedersek herhalde var olan okuma frenlerinizi pekiştirme gibi bir durum da ortaya çıkabilir. Onun için bu kadarla iktifa edip hızlı okumayla ilgili diğer bölümlere geçelim.

Hızlı Okuma Testi!